7 Kasım 2009 Cumartesi

ESKİŞEHİR SENDE AHIM KALIR

Şimdi silip süpürüyor yorgunluğum, senden kalan kabus izleri

Bir fırtına ruhumu almış, bir başkası gövdemi,

Sevdaya uçurum uçurum tırmanmak kolay

Ayrılığından yokuş aşağı inmek zor

Sevdalanırken yangınlara gıkı çıkmaz insanın

Ayrılıkta bir kor, bir küllenmiş köz kor,

Kara bir kitap Porsuğa kara bir öykü gibi saplanır

Porsuk dizleri üstüne kalkar

Ak bir martının dev heykeli gibi

Şaşkınlıktan ağzı açık kalır,

Kara kaplı defterlere, veresiye defterleri gibi ismim yazılır

Mahkeme kapıları, gurbet kapıları gibi yüzüme kapanır

Yalanlar sokak sokak, yalancı tanık - yalancı tanık

Akrep akrep

Yılan yılan

Karar karar dağılır

Ruhum yolunmuş papatyalarından uçuşup

Ölü kelebekler gibi, Eskişehir'e dağılır,

Hani dosttuk seninle ey üzünçlü Porsuk

Sen gözlerimdeki yaş gibi akarsın

Eskişehir sende ahım kalır;

Eskişehir, Eskişehir

Göğsümde gururdun, ruhumda onur

Şimdi sırtımda bıçaksın, göğsümde kahır

Birgün öksüz, yetim bir sevda gelip

Ahımı alır...

Eskişehir dibi düz bir çanak

Ovası geniş, dağları kısa

Sevdaları ölüm yıkmaz

İnsanlar yıkar yıkarsa

İnsanları ölüm ayırmaz

İnsanlar ayırır, ayırırsa,

Yanık Kahve'de şehirler arası otobüsler durur

Köşede bir vicdansızlık, bir merhameti vurur...

Necdet Gürçiftçi

2009-ekim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder